Zilkale
Foto: Oğuz Kurdoğlu

1-Zilkale: Dört katlı olduğu duvardaki hatıl izleri ve kiriş deliklerinden anlaşılmaktadır. Duvarlar üzerinde güneydoğu (vadi) yönünde kemerli pencereler, diğer taraflarda mazgal delikleri bulunmaktadır. Duvarlar içerisinde dikey uzanan boru yuvaları belki de kapanmış sarnıçlara su akıtıyordu.

Kalenin kesin yapılış tarihini belirtecek veriler yoktur. Mimari unsurlar da buna olanak vermemektedir. Bryer kalenin Trabzon Komnenosları zamanında (14-15. yüzyıl) yerel derebeyleri tarafından yapılmış olabileceğini belirtmektedir. Bu konuda Sinclair (1989), kalenin ortaçağa veya Osmanlı periyoduna ait olduğunu bildirmektedir.

Osmanlıların bölgeyi fethinden sonra kale kullanılmaya devam etmiştir. 16. yüzyıl başlarında hazırlanan tahrir defterinde kalenin adı Kale-i Zir (Aşağı Kale) olarak geçmektedir.

İç kalede bu kule yakınındaki yıkıntılar ve kaçak kazı yerlerinden iki el topu bulunarak Trabzon Müzesi'ne getirilmiştir. Bulunan iki el topu 1979 yılında Trabzon Müzesi'ne 440 (79-1-1) ve 441 (79-1-2) numaralarla envantere kayıt edilmiştir. Pirinçten döküm olarak yapılmış ve birbirinin benzeri olan topların uzunlukları 26 cm namlu iç çapları ise 4-4.5 cm’dir. Gövde üzerinde arkada ateşleme deliği bulunmaktadır. 441 nolu topun gövdesi ve namlusu üzerinde yedi süs halkası bulunmaktadır. Bu toplar Osmanlı dönemine tarihlendirilmektedir.

Kale ve kurulu olduğu alan Kültür Bakanlığı tarafından “1. Derece Arkeolojik Sit” olarak ilan edilmiştir.

 

Kale-i Balâ (Yukarı Kale, Varoş Kale)
Foto: Oğuz Kurdoğlu

2- Kale-i Balâ (Yukarı Kale, Varoş Kale): Literatürde Varoş Kale adı ile de anılan kale, Hisarcık Köyü sınırlarında, Çamlıhemşin İlçesi’nden yaklaşık 40 km. uzaklıkta bulunmaktadır. Eski dönemlerde çevresinde bazı kışlakların yer aldığı Kale-i Balâ, Tatos Geçidi yakınlarında Fırtına Deresi Vadisi’ne hakim tepede kurulmuştur. Mimarisi ve işçiliği kalenin Zir Kale ile aynı dönemde yapıldığını vurgulamaktadır. Sinclair (1989); kaleyi ortaçağ dönemi yapısı olarak nitelendirmekte ancak ait olduğu kültür hakkında bilgi vermemektedir.

Ortalama uzunluğu 70 m, genişliği 40 m olan yapı, dikdörtgen tabanına sahip, batısı dere tabanına bakan yamaç, doğu,güney ve kuzeyi sarp kayalık bir arazi üzerindedir. Giriş kapısı kuzeybatıdadır (Sinclair, 1989). Bugünkü durumu harabe olan kalenin duvar kalınlıkları 0,5-1,5 metre arasındadır. Kayıtlara göre Kale-i Balâ, 16. yy. başlarında yaklaşık 40 askerin görev yaptığı bir nokta konumunda bulunmaktaydı.

Yukarı Kale (Kale-i Balâ) çalışma alanında yer alan iki adet 1. Derece Arkeolojik Sit Alanından biridir.

 

3-Elevit Kalıntıları: Çalışma alanı içerisinde Elevit Yaylası’nın hemen yukarı bölümlerinde bir kilise olduğu rivayet edilmektedir. Halk bu bölümden “kilise mevkii” adıyla söz etmektedir. Kurulu olduğu bölümde bir su kaynağı ve çok az miktarda kesme taşlar bulunmaktadır. Hemen alt bölümünde ise tarım yapıldığı izlenimi veren teraslar bugün bile belirgindir. Konumsal olarak değerlendirildiğinde aynı anda Tirovit, Hacıvanak ve bunların birleşip devam ettiği Elevit vadilerinin üçünü birden gören hakim bir noktadadır. Ayrıca kimi kaynaklar Elevit Yaylası’nda ünlü bir manastırdan söz etmektedir.Aziz Haçik Manastırı muhtemelen Haçivanak (vanak: yerleşim,yayla) Yaylası’na da adını vermiştir. Başka bir kaynak ise Haçıvanak (Haçevanak) adının “küçük haç manastırı” olarak açıklamaktadır. Ancak yerel halk “vanak” kelimesini toplu yerleşim yerlerini tanımlamak için örneğin “bizim vanak yüz evden oluşur” şeklinde kullanmaktadırlar.

4-Şenköy Camisi Son derece eğimli bir arazide yapılmıştır. İki katlı bir camidir. Zemin kat taş duvarlı, esas kat bütünüyle ahşaptır. Geniş saçaklı olan caminin dört omuzlu kiremit kaplı bir çatısı vardır. Yaklaşık olarak 6.5 m x 5.5 m boyutlarındaki caminin zemin katı zamanında medrese-mektep olarak kullanılıyordu. Ahşap süsleme sadece mahfil korkuluğunda ve minberde görülür. Nakış ve kalem işi süslemeler sadedir. Cami 1900 yılında köy halkı tarafından yapılmıştır.

5-Şenyuva Güney Mahalle Camisi Çalıma alanının hemen dışındaki Şenyuva Köyünde bulunmaktadır. Eğimli bir arazide kurulmuş, iki katlı, kesme taş duvarlı, kırma çatılı bir yapıdır. 19. Yüzyılın sonlarında yapılmıştır. Zemin kat medresedir ve ahşap olarak bölüntülere sahiptir. Girişin üzerinde ahşap mahfil yer alır. Cami süsleme bakımından zengin değildir. Kesin yapılış tarihi bilinmiyor. Batı tarafındaki çeşme üzerinde 1309 (1891) tarihi okunmaktadır. Cami de bu yıllarda yapılmış olmalıdır.

6-Ülküköy Koç Heykeli Bu heykel çalışma alanı yakınlarında bulunan Çamlıhemşin İlçesi Ülküköy Camialtı Mahallesinde eski mezarlık mevkisinde 3 parça halinde (kırık) bulunmuştur. Yaklaşık 1.30 m uzunluğunda 45 cm yüksekliğindedir. Geçtiğimiz yıllarda Rize Müzesi’ne getirilerek 201 numara ile envantere kaydedilmiş ve bahçede sergilenmeye başlanmıştır. Ancak burada heykelin kafa bölümü bulunmamaktadır. At koyun ve koç heykelleri Orta Asya kaynaklıdır. İslam öncesi dönemde Türkler tarafından mezartaşı olarak kullanılmıştır. Bu gelenek İslami dönemde de devam etmiştir.

 

Şenyuva Köprüsü
Foto: Oğuz Kurdoğlu

7-Şenyuva Köprüsü Milli parkın girişine 7 km mesafede bulunmaktadır. Eski adıyla Cinciva Köprüsü bölgenin yaygın taş köprülerinin en büyüklerinden birisidir. Tek bir kemerle Fırtına Deresi geçilmiştir. Ayrıca korkuluk duvarı tamir edilerek üzerine demir bir kısım eklenmiştir. Köyün yaşlı kişileri köprünün 1699 tarihli bir kitabesinin 1946 yılındaki selde kaybolduğunu belirtmektedirler. Bu bilgiye göre yapı bölgenin en eski köprülerinden biridir. Batı ayağının kaynak (menba) yönünden bir koruma duvarı bulunmaktadır. Kuzeybatı tarafında ise eski bir mezarlık vardır. Bu mezarlıkta sanat değeri yüksek eski mezar taşları bulunmaktadır.

Çat Köprüsü
Foto: Oğuz Kurdoğlu

8-Çat Köprüsü: Milli parkın içinde Çamlıhemşin bölümündeki tek kemer köprüdür. Çat-Elevit yolu 2. km üzerinde bulunmaktadır. Yapılış tarihi hakkında bilgi yoktur. Ancak en az yüz yıllık olduğu tahmin edilmektedir

Konaklar
Foto: Oğuz Kurdoğlu

9-Geleneksel Mimari ve Konaklar: Çamlıhemşin ve civar yerleşimlerde bulunan tarihi konaklar son derece önemli bir kültürel miras olarak dikkati çekmektedir. Özellikle Konaklar (Makrevis) Mahallesinde bulunan bu evler oldukça etkileyici ve sağlam bir durumda bulunmaktadır. 1.Dünya Savaşından önce Rusya’da kazanılan paralarla inşa edilen bu konakların temel özelliği dış cephelerde ağırlıklı olarak taş malzeme kullanılarak yapılması ve bu malzemenin iç mekanda yerini tamamen ahşaba bırakmasıdır.

Bazı konaklarda alt katta tamamen taş kullanılıp üzerine dolma taş tekniği ile ahşap-taş bileşimi oturtulmuş, kimi konaklarda da üst katlar boğaz geçme tekniği ile tamamen ahşaptan yapılmıştır. Ancak bu evlerin mutfak bölümlerinde kemerli taş ocaklar inşa edilmiştir. Büyük konaklarda ise her odada ayrıca duşluk ve çok güzel taş işlemeli şömineler görülmektedir. Böyle büyük konakların alt katında ise çok güzel inşa edilmiş at ve inek ahırları vardır. Bu bölümlerin tavan ve duvarlarının genelde eski tip pres tuğla ya da taş ile kaplı olduğu görülmektedir.

 

10-Yaylalar Köprüsü: Çalışma alanının bir bölümünü oluşturan Yusufeli Yaylalar Köyü içerisinde bulunan bu tarihi kemer köprünün kitabesi bulunmadığı için kesin yapılış tarihi bilinmiyor. Ancak yörede yaygın olarak bulunan köprülere olan benzerliği nedeniyle XVIII. yüzyılda yapıldığı düşünülmektedir.

Yaylalar Camisi
Foto: Oğuz Kurdoğlu

11-Yaylalar Köyü Camisi: Onarım kitabesine göre yapı, 1891 yılında yenilenmiştir. Böylece yapının bu tarihten önce inşa edildiği anlaşılmaktadır. Ancak özgün durumu ile ilgili bir tarih yada kayıt bulunamamıştır. Zaman içerisinde çığ ve diğer nedenlerle oluşan problemler nedeniyle köylülerce çeşitli tamiratlar yapılmakta olan cami ibadete açık bulunmaktadır.

Bostancı (Utav Kalesi)
Foto: Oğuz Kurdoğlu

12-Bostancı (Utav) Kalesi: Yusufeli İlçesi’ne 19 km, milli park sınırına ise yaklaşık 40 km mesafedeki Bostancı Köyü yakınında som kaya bloku üzerinde bulunmaktadır. Bu eserle ilgili herhangi bir yazılı kaynağa ulaşılamamıştır. Ancak tipi itibariyle bir ortaçağ yapısı olmalıdır. Bulunduğu yer ve büyüklüğü değerlendirildiğinde bir kaleden çok gözetleme işlevi gören bir karakol olduğu düşünülmektedir (Şekil 25). Bu kale dışında Yusufeli İlçesine 5 km uzaklıkta Bahçeli (Kisporat) Köyü yakınında bir kale daha bulunmaktadır. Ancak bu yapı ile ilgili bir bilgi elde edilememiştir.

Barhal Kilisesi
Foto: Cahit Çelik

13-Altıparmak (Barhal) Kilisesi: Artvin’de bulunan en önemli tarihi eserlerden biridir. Manastır, Kaçkar Dağları Milli Parkı ve aynı zamanda araştırma alanı güney doğu bölümünü oluşturan Altıparmak (Barhal) Vadisi içerisindeki Parhal Köyü’ndedir. Milli park alanına 24 km mesafede, Yusufeli İlçe Merkezine ise yaklaşık 35 km uzaklıktadır.

973 tarihinde yazıldığı bilinen Parhal İncili’ne göre manastır, Bagratlı Krallarından II. Bagrat Döneminde (958-994) inşa edilmiştir. Büyük Aleksandr zamanında (1412-1442) kilisenin güney cephesine kapı sundurması eklenmiştir. Yine kilisenin çeşitli kitabelerine göre yapı, XV. yüzyılda ve ardından tahminen 1518 yılında tamirat geçirmiştir. Yapı halen köylülerce cami olarak kullanılmaktadır.

Palovit Şelalesi
Foto: Oğuz Kurdoğlu

14-Palovit Şelalesi: Palovit vadisi ve şelalesi hem su ögelerinin yoğun olduğu hem de bozulmamış orman ekosisteminin kapladığı alanlar da yoğun taleple karşı karşıya kalmaktadır.

Anıt Şimşir Ormanı
Foto: Oğuz Kurdoğlu

15-Anıt Şimşir Ormanı: Milli parkın en önemli doğal miraslarından biri olan şimşir meşcereleri Meydancık köyü yanında bulunur. Türkiye'de şimşir ağaçlarının orman yaptığı nadir alanlardan biridir. Fakat kaçak kesimle karşı karşıyadır. 2001 yılında 300 kadar ağaç kaçak olarak buradan kesilmiştir.

Kaynak : Kackarlar.Org